25 Aralık 2017 Pazartesi

DÜNYA PEKALA DAHA İYİ BİR YER OLABİLİR...Mİ ?



DÜNYA PEKALA DAHA İYİ BİR YER OLABİLİR diyebilen ya da buna yakın tavrı olan kaç kişi var çevrenizde... "hiç kimse kusura bakmasın" benim fazla yok.   Kusura bakmasın kısmını göndermeli, esprili yazdım ama pek kimsenin kusura bakacağını da sanmıyorum.  Şu sebepten, yaşadığımız zamanlarda, iyimser olmak ya da iyimser görünmek, ilgi alanlarınızda, işinizde karınca kararınca çaba sarfetmek neredeyse hayalperest bir zayıflıkmış gibi algılanabiliyor.... Hayatın yükü omuzlara daha bir ağır mı gelir oldu acaba... yoksa güvensizlik, "gerçekçi" olmak hayatta kalmayı, uyum sağlamayı mı kolaylaştırıyor ya da kendimizi hayal kırıklığının, boşa kürek çekmenin bedbaht sularından mı sakınıyoruz...

İnsan herşeyin ölçüsüdür, herkes kendi içinde bu dengelerine ulaşır diyerek bu bahsi kapatabiliriz.  Peki ya hayaller ve gerçekler arasındaki dengeyi bulacağım derken, içinde bulunduğumuz kültürün, aldığımız terbiyenin bizi sığ hayalgücü, sıkıcılık rüzgarlarına savurmasının da mümkün olduğunu düşündürten yaşantılarımız olmuyor mu hiç...  "ben iyiyim de, ortam kötü" kolaycılığına kaçmak için değil ancak aile, okul, işyeri ya da toplum hayatında yeni fikirlerin, çabaların cesaretlendirildiğini ya da başarıların yeterince takdir görüp, dile getirildiğini, farklılıkların her zaman kucaklandığını söylemek güç...  
Bırakalım mütevazi çabaların değer görmesini, sık sık bilim, sanat, spor dünyasında projeleriyle, eserleriyle öne çıkmış insanların, ülkemizde kabul görmeyip, başka ülkelerde baştacı edildiği haberlerini duyuyoruz.  Yergide cömert, övgüde cimri olmak kime ne kazandırıyor...

Ben bunları yazıp çizer siz de okurken, Nijerya'nın Abuja şehri ile bizden Adana'dan iki çöp hikayesinde dünyanın pekala daha iyi bir yer olabileceği inancını taşıyan ortaokul öğrencileri ile bir fotoğraf sanatçısının çabalarını paylaşmak istedim.


Nijerya'da ortaokul öğrencisi kız çocuklarının, yaşadıkları Abuja şehrindeki atıkların geri dönüşümünü kolaylaştırmak için geliştirmeye çalıştırdıkları uygulamanın hikayesi


ya da




Adana’nın arka mahallelerinde çalışan çoğunluğu Suriyeli geri dönüşüm işçileri haftanın altı günü çöp topluyor, tek izin günlerinde fotoğrafçı Mustafa Gülek'ten çekim yapmayı öğreniyor.  Eskiden hayatları çöpten ibaret gençlerin hayali ismi ‘Kağıtla Aşk’ olan bir kısa film yapmak.

http://www.hurriyet.com.tr/video/kagitla-ask-40689672

Hayalleri sorulan, onların peşine düşmesi için cesaretlendirilen, güçlendirilen gençlerden, insanlardan oluşan bir toplumda fark yaratmak daha kolay olur mu acaba? Gerçek yaşamda ya da masalında hikayesinde böyle örnekleri görerek, bilerek büyümek önemli midir....  

Herkesin bir şekilde birbirini etkilediği, bağlı olduğu hayatımızda insanın, hayvanın, doğanın birbirinin hayallerine, enerjisine, çabasına elvermesi ile dünyanın başta kendimize sonra başkalarına daha iyi bir yer olabileceğine inanıyorum.


Bu yazının duygusunu bir süredir içimde taşıyordum ama yazmama sebep olan şey biraz da 9. Sınıf öğrencisi kızımın Türkçe dersinde yazdığı “Hayallerin Peşinden Koşmak” isimli aşağıdaki yazısını tesadüfen görmek oldu.

“Hayallerin Peşinden Koşmak”

Her insanın yaşamı boyunca hayalleri olmuştur.  Bu hayaller zamanla büyük ihtimalle değişecektir ama değişmemesi gereken, hayalleri gerçekleştirmeye çalışmaktır.  İnsanoğlu hayallerinin peşinden koşmalıdır.  Ne kadar imkansız gözüküyor olsa bile hayalleri gerçekleştirmek insanları en mutlu hissettirecek kavramlardan biridir.

İnsanlar hayallerinin peşinden koşarlar ama unuttukları önemli bir nokta vardır.  Para mutluluğa eşit değildir.  Hayaller sırf para kazanmak için olmamalı.  Bu hususta dikkat edilecek bir nokta daha vardır.  Hayaller gerçekçi olmalıdır.  Eğer hayaller gerçekçi değilse, boşuna zaman ve emek kaybıdır. 
Sonuç olarak, hayallerimiz mantıklıysa, onların peşinden koşmak iyi bir fikirdir.    
   
Okuyunca ne aklı başında çocukmuş hissi de verebilecek sözleri, bende bir burukluk duygusu bıraktı.... Hepinize 2018 yılında gerçekçi ya da gerçekçi olmayan hayallerinizin peşinde koşabileceğiniz mutlu günler dilerim…


(gençleri hayal kurmaya teşvik etmek, hayal kavramını, algısını olumluya taşımak ve hayalleri kalıplar dışında ifade etme fırsatı veren bir hayal platformu varmış, bir deneyin isterseniz...☻♦☺ 

8 Aralık 2017 Cuma

DİJİTAL EHLİYETİNİZ VAR MI ?


Değiştirmemiz gereken, yeni çipli nüfus cüzdanları, ehliyet, pasaport türü kimlik belgelerimiz değil kastettiğim. Yetişkinlere, çoluk çocuk, öğretmen interneti kullanan herkese lazım olabilecek bir dijital ehliyet derdim.

Avustralya'da bir teknoloji şirketi tarafından geliştirilen "öğrenciler", "anne babalar" ve "öğretmenler" için internet güvenliği, sanal iletişim konularında yeterlik geliştirme, ölçme amaçlı bir kavram dijital ehliyet. Londra Üniversitesi'nin Dijital Gelecek için Ebeveynlik girişiminin duyurusu ile haberdar oldum.

https://www.digitallicence.com.au/

Avustralya’dan, Singapur, Hong Kong ve Yeni Zelanda'ya yayılmış uygulama... Gelecek hazırlığında parmakla gösterilecek ülkeler bunlar, hiçbirşey tesadüfen olmuyor... İçerik, öğretmen, psikolog, hukukçu ve gençlerle birlikte oluşturulmuş. İnternet güvenliği hakkında bir ders programı ve sonunda küçük sınavlardan oluşan sekiz modülden oluşuyor.

Hazırladıkları dijital ehliyet quizinin bir örneği ile ne kadar "bilgi"lisiniz test edebilirsiniz.

Quiz, İngilizce, Türkçesini göremedim.

https://www.digitallicence.com.au/trial-the-quiz/

ama İstanbul Bilgi Üniversitesi'nin Dijital Medya ve Çocuk sitesi de bu haberi paylaşmış oradan da ayrıntılı bilgiye erişebilirsiniz.

http://dijitalmedyavecocuk.bilgi.edu.tr/2017/11/13/avustralyadan-bir-yenilik-dijital-ehliyet/



Chad Knight

Chad Knight'ın Dijital Sanat çalışmaları için aşağıdaki linke gidiniz.
https://www.youtube.com/watch?v=KL_2_kxDsaE

2 Aralık 2017 Cumartesi

GELECEK HAKKINDA KONUŞMALIYIZ... WE NEED TO TALK ABOUT FUTURE



Seneler önce, yanılmıyorsam 1992, Zülfü Livaneli’nin bir köşe yazısında gelecek, gelecekçilik (Fütürizm) akımından bahsedildiğini duymuştum.  Livaneli, Alvin Toffler adlı bir yazarı ve “Yeni Güçler Yeni Şoklar” adlı yeni kitabını anlatıyordu. Alvin Toffler hakkında öyle şeyler yazmıştı ki, kitabı es geçmek mümkün değildi. Gel zaman git zaman, fütürizm, yani geleceği belirleyen trendlerle, bugünü ve geleceği şekillendirmek eğilimi gittikçe daha yaygın, görünür bir hal adı. Gelecekçiliğin bana cazip gelen bir yönü de, gerçekçi bakış açısıyla, tüm şartların bilincinde ama olumlu düşünmeye daha yakın olması, geleceği korku yerine olumlu öngörülerle inşa etmeye çalışarak, insanı güçlendirmesi.



 Fütürist Alvin Toffler 

Geçtiğimiz yıl hayatını kaybeden, bu alandaki en etkili, başarılı düşünürlerden olan  Toffler, 70lerden beri yaptığı öngörülerinde,  tarım ve sanayi toplumundan sonra üçüncü dalga olarak bilgi toplumunun geleceğini, bilginin serbest ve çok yüklü bir şekilde internet üzerinden kişisel bilgisayarlardan "information overload" yayılmasının insanları yaşadıklarını anlamlandırma, karar verme konularında zorlayacağını, sahip olmaya değil, ihtiyaç halinde kullanıp iade etmeye dayalı paylaşım ekonomisinin başlayacağını, işyerlerine esnek çalışma, home office modelinin geleceğini, hiyerarşik yapıların kalkacağı türden şirketleri öngörmüştü.  Bayağı tanıdık geliyor değil mi, bugünün dünyasını düşününce...

Toplum yaşamını etkileyen eğilimler, gelecekteki yaşamın nasıl şekilleneceğine bir ilgim oldu hep. 3D yazıcılar, nesnelerin interneti gibi yenilikçi konuları duyar duymaz çevreme heyecanla anlatmalarım, teknolojinin öğrenme, sanat, iş yaşamını nasıl etkilediği üzerine yazı denemelerim olmuştu.  


Bugün bilişim sektöründe olmayanlar için pekçok yeni kavram duyuyoruz.

Akıllı ev, şehir, uygulama, platform, dijital para bitcoin, über taksi, e-devlet, siber dolandırıcılık, giyilebilir teknoloji, hibrid, elektrikli araçlar, airbnb tatilleri

olarak kendini gösteren, bazılarımızın çoktan kullandığı, kod, algoritma, yapay zeka dünyasını kullanıcı, sokaktaki vatandaş gözüyle değerlendiren teknoloji yazıları yazmak istiyorum.


Conversation Lashes -Sohbet Kirpikleri

Model, Rachelle Beaudoin, Fotoğrafçı, Michelle Aldredge

Yenilikleri anlamaya çalışmak, alışkanlıklardan sıyrılmayı göze alıp, bu yenilikleri deneyimlemek artık bir dijital vatandaşlık ödevi.  Yaşı orta yaş ve üstü olanların daha ciddiye alması lazım çünkü gençler uyum sağlamada çok daha açık ve donanımlı.

Yakın gelecekte görmeyi beklediklerimiz ise,

sağlıkta nano robot, çiplerle tedavi, şubesiz bankacılık, yapay zekanın, robotların her sektöre girmesi, robot sevgililer, insansız araçlar, devasa piller ile yeni enerji kaynakları...

Tüm bu gelişmeler aslında öğrenci, çalışan, girişimci, taksici, anne baba olarak hepimizi etkiliyor. Öğrenme, değişim, dönüşüm süreçlerinden geçiyoruz.  Çinlilerin, "geçiş dönemlerinde yaşayasın" diye bedduası varmış, sosyolojik bir beddua biçimi de olsa durum ciddi..., ayrıca, robot, otomasyon süreçleri ile mavi yakalılar ile başlayıp, beyaz yakalı çalışanları tehdit etmeye başlayan işsizlik, öğrencinin geleceğin cazip mesleklerini seçme, çabuk eskiyecek diploma stresi, teknolojik bağımlılığının tehdit ettiği aile içi ve sosyal ilişkiler gibi konular nedeniyle de kayıtsız kalmak zor.  

Bu geçiş dönemini atlatmak için uzmanların tavsiyesi, okuryazarlık... "medya okuryazarlığı”“dijital okuryazarlık” ve hatta “gelecek okuryazarlığı”. 

Okuryazarlık, temel insan haklarından biri ve hayat boyu öğrenmenin temelini oluşturuyor. Bireyleri, aileleri ve toplumları güçlendirip, yaşam kalitesini yükseltiyor. “Çarpan etkisi” sayesinde okuryazarlık, yoksulluğun ortadan kaldırılmasına; çocuk ölümlerinin azaltılmasına, nüfus büyümesinin kontrol altına alınmasına; cinsiyet eşitliği, sürdürülebilir kalkınma, barış ve demokrasinin sağlanmasına da yardımcı . http://unesco.org.tr/dokumanlar/egitim/okuryazarlik.pdf

Kimileri, yeni okuryazarlığı, yetişkinlerin bilgisayar becerilerini kullanarak problem çözme becerisi olarak tanımlıyor.

Medya okuryazarlığı, medyanın diliyle okuyup yazabilme becerisi (Bilgiye erişim, içerik ve güvenilirliği analiz ve üretme becerisi). Yalnızca belli yaş grubundaki çocuklar değil okul öncesi, çocuklar gibi yetişkinlerin de dahil edildiği yaşam boyu sürecek bir eğitim.  Türkiye'de medya okuryazarlığı dersi 2007-2008 eğitim yılından bu yana seçmeli bir ders olarak verilmektedir. http://dergipark.gov.tr/download/article-file/86050

Dijital okuryazarlık, sayısal düşünme bakımından yetkinlik kazanmanın yanı sıra dijital ortamda içerik bulma, yaratma, değerlendirme, paylaşma ve ondan yararlanma yeteneği. Kodlama ve maker eğitimleri de bu kapsamda değerlendiriliyor.

Dijital Zeka “DQ” Kavramı ile Tanışın: Çocukların Kazanması Gereken 8 Dijital Yetenek

https://medium.com/world-economic-forum/8-digital-skills-we-must-teach-our-children-f37853d7221e

Gelecek Okuryazarlığı (Futures Literacy) Geleceği nasıl algılıyoruz... bu algı bugünkü hayatımızı nasıl değiştirebilir... gelecek verileri ile bugünü, geleceği şekillendirme.. geleceği görme, görebilme ihtimali bugüne dair insanları güçlendiriyor... UNESCO’nun girişimi ile politika belirleyiciler, akademisyenler, sanatçılar, gençler, biraraya gelerek tartışarak, mevcut varsayımları değiştirerek farklı bir dünya hayal etmeye uğraşıyor geleceği hayal ediyor, geleceği yaratıyor... barış, kapsayıcılık, sürdürülebilirlik için yeni yollar geliştirme çabası. İnsan ve toplum bilimleri alanında çalışanlar toplumların geçirdiği dönüşüm üzerinde çalışıyor. Sektörler arası işbirlikleri gözden geçiriliyor

Bu yeni çağda, eğitim reformu ile bağımsız düşünebilen, farklı parçaları bir araya getirip, başkalarıyla çalışan, bu şekilde yeni değer yaratabilen insan yetiştirmek gerektiği,  küçük yaşlardan itibaren, bilgi teknolojilerine hakim, yaratıcılığı besleyen eğitim ve "yaşam boyu öğrenmenin" geliştirilmesi gerektiği vurgulanıyor.

https://www.keidanren.or.jp/en/policy/2016/029_outline.pdf


"İnsanlar coşkun bir nehir gibi geleceğe akarlar". 

"Durmayalım"

İstiklal Marşı'mızın Şairi Mehmet Akif Ersoy 


***

21. Yüzyılın cahilleri okuma-yazma bilmeyenler değil, öğrenemeyenler, öğrendikleri yanlış bilgileri değiştiremeyenler ve yeniden öğrenemeyenler olacaktır. 

“The illiterate of the 21st century will not be those who cannot read and write, but those who cannot learn, unlearn, and relearn. ” 

 Alvin Toffler