9 Haziran 2016 Perşembe

BİR SERGİ

HIGH TOUCH, HIGH TECH'e KARŞI


“İnsanlar anne babalarının değil, yaşadıkları zamanın çocuğudur.”

sözü vardır, tanığı olduğumuz zamanın, üzerimizdeki ezici gücünü anlatan...  İnsanın en derininden gelen farkındalıklarla yaptığı sanatsal işler için de aynı durum geçerli olabilir.  Yani sık işittiğimiz, -Ah nerede o eski duyarlı, şarkılar, şiirler yakınmasında, suçlu geçip giden eski zamanlar ve alışmaya çalıştığımız yeni günlerimiz… Çoğumuzun sezgi ile kavradığı bu durum için bakın bir sanatçı ne demiş...



'Sanat yalnızca bir İmza ve Tarih meselesidir.'
Ben Vautier (1935),  Ben diye bilinir, söze dayalı resimleriyle tanınır.  Art is Useless, Go Home gibi:-)

Resim, Vehbi Koç Vakfı'nın 2010 yılında Beyoğlu'nda açtığı Arter Sanat Galerisi'nin ilk sergisi "Starter" dan hatıra...O dönem iş için yolum İstanbul'a düşmüştü ve bir fırsatını bulup, soluğu Galeri'de almıştım.

Sayfalar dolusu anlatılabilecek sanatın özgün, eşsiz olma ve zamanını yansıtma konusunu 1 cümlede anlatıyor resim. Anlatan kişi de "Ben" olunca, çağdaş sanat eseri oluyor.

Teknolojinin sanattaki dönüştürücü gücünün de ürünü olan bugünün sanatsal çalışmaları, eski işlere pek benzemiyor işte. En çarpıcı örnekler, “Dijital Devrim”- “Digital Revolution” sergisi ile dibimize, İstanbul'a, Zorlu Performans Sanatları Merkezine geldi...





İngilizlerin meşhur Barbican Sanat Galerisi’nin http://www.barbican.org.uk/artgallery
hazırladığı sergi, Londra, Stockholm ve Atina'dan sonra İstanbul'da. 12 Haziran Pazar son gün. Fırsatınız varsa, gidip görmeye değer. 

Serginin ana teması Dijital Yaratıcılık...yani sayı temelli verilerin, bir ekran üzerinde elektronik olarak gösterilmesi tekniği ile yaratıcılığın buluşması. Dijitalleşmenin, sanatın da bir parçası haline gelmesi...Tam bir high touch-high tech flörtü yani... 

http://yasamboyuogreniyorum.blogspot.com.tr/2016/04/high-touch-tech-e-kars-baslg-actm.html

Girişteki "fotoğraf çekmeniz tavsiye edilir" yazısından, yeni nesil bir sergi göreceğinizi daha baştan anlıyorsunuz.  Tasarım, moda, müzik, oyun, film yapımı birbirinden çok farklı konularda bilgisayarın kullanımında 1970lerden günümüze bir tür yolculuk... Ve tabii bugünün çığır açıcı yeni işlerini de yalnız görmüyor, aynı zamanda deneyimliyorsunuz....

Yapay zeka,

       giyilebilir teknoloji,

              3D yazıcılar,

                      yaratıcı kodlama,

                              artırılmış gerçeklik,

                                          kendin yap kültürünün (Do It Yourself-DIY)

                                                          sunduğu imkanlarla yapılan işler var sergide.


Öğle arası yaptığım hızlı ziyaretimden resimlediğim birkaç örneği, dilim döndüğünce yazıyorum...

Klip Yönetmeni (U2, Kanye West, Johnny Cash) olarak ün kazanan Chris Milk'ten

Treachery of Sanctuary (Mabede İhanet) ... Ne isim ama......:-)



Karanlık salona girince tavandan sarkan 9 metre yüksekliğinde üç beyaz panel karşınıza çıkıyor



Panellerle aranızda simsiyah, sığ bir yansıma havuzu var.., Paneller gölgenizi digital olarak 
yakalıyor. 

 Birinci panelde kollarınızı kaldırmanızla, ses efektleri eşliğinde kuşlarla buluşuyorsunuz

(Arkada Windows için Microsoft Kinect SDK kullanılan açık bir Frameworks uygulaması çalışıyormuş, Bu hareketli 3 boyutlu kuş modelleri ile benim gölgemi etkileşime sokuyor, Unity3D Platformu sayesinde..., off ne zormuş anlatmak)



İkinci panelde senaryo icabı, kuşlar yakaladıklarına hoşgeldin diyor, gittikçe ufalıyorsunuz :-)






Üçüncü panelde kollarınızı kaldırırken, afilli bir kanat açma sesiyle kanatlanıyorsunuz, mutlu son :-)


iMiniSkirt
CuteCircuit

iMiniEtek'i ilk olarak Kate Perry, Roar parçasını söylerken giymiş, Londra'daki iTunes Festivali'nde. 

"Kişiselleştirilen Kıyafet" dijital hareket ve moda birleşimi olan bu tenis eteğinin kumaşı, yüksek teknoloji tekstiller, en küçük ve esnek LED'lerle beraber dokunarak üretilmiş.

Sergi sırasında istediğiniz mesajı etek üzerinde görmek istiyorsanız, @digitalrevolution profiline tweet atmanız yeterli :-)


CuteCircuit Modaevi, 2004 yılından beri giyilebilir teknoloji üzerine çalışıyormuş ve interaktif moda alanında dünyaca ünlüymüş. 
Telefonunuzdaki uygulamayı çalıştırdığınız anda, kıyafetinizle iletişime geçiyor, o gün gönlünüzden geçen temaya geçiş yapıyorsunuz... 


The Pyramidi - Müzik Kutusu
(WILL.I.AM-Yuri SUZUKI, SHAPIRO, WEBER)


Üç farklı enstrüman robot makinelere dönüştürülür 
ve
"Dreaming About the Future"- "Geleceği Düşlüyorum" şarkısını çalar
Analog ve Digital Müzik birarada, sergideki favorim hem görsel hem de müzikal açıdan



Sergi ziyareti burada biter, Metro ile acele Taksim'e dönüş... bu arada, son görsel Metro'nun içinden bir sürpriz, çok manidar :-)))





https://www.youtube.com/watch?v=6D5PQvMEQvs
http://www.hurriyet.com.tr/paylas/yilin-en-iddiali-sergisini-mutlaka-ziyaret-etmeniz-icin-7-sebep-2152

0 yorum :

Yorum Gönderme