23 Kasım 2018 Cuma

TOLSTOY’UN BİSİKLETİ 2.0


  

TOLSTOY’UN BİSİKLETİ 2.0

"Bütün mutlu aileler birbirine benzer ama her mutsuz ailenin kendine özgü bir mutsuzluğu vardır."

Okuyan herkese dokunacak bu satırlar, tüm zamanların en büyük roman yazarlarından biri sayılan Lev Tolstoy (1828-1910)’un Anna Karenina’sının ilk cümlesi ve hatta kimilerine göre (1) edebiyat tarihinin en iyi 100 giriş cümlesinden biridir.

Büyük yazar daha ilk cümlesinden, mutluluk kadar mutsuzluğun da, aile yaşamının normali olduğunu ve hatta daha da ilginç olduğunu, ilan ediyor okuyucusuna. İşin ilginç tarafı sadece Anna Karenina’nın değil, edebiyat tarihçilerine göre kendisinin de hayatının son döneminde, örneği az rastlanan mutsuz bir özel yaşamı olmuş. Tolstoy üzerine yazmanın sebebi edebi dehası değil, “bisikleti” aslında... Bisiklet sürmeyi öğrenme hikayesi… Öyle bir hikaye ki, hangi yaşta olursa olsun, öğrenmenin insanı iyileştirme, hayata bağlama gücünü simgeleştiren bir yaşam kesiti okuyacağınız… Ardından Tolstoy’un bisikletini kenara bırakıp, kendi bisikletimize ya da hayalimizdeki bisiklete binip, bisikletin bugününe bi bisiklet turu yapacağız.  Eskilerin deyimiyle bir "velospit" uzmanı olmasam da bisikleti, kültürünü, bu alandaki çağdaş eğilimleri keşfetme hevesimi size bulaştırma denemesinde bulunacağım bu yazıyla.

Tolstoy ve bisikleti ile başlayalım o halde… Tolstoy 67 yaşında 7 yaşındaki oğlu Vanichka’yı kaybeder ve yaşadığı derin üzüntüden çıkmasına yardımcı olması için Moskova Bisikletseverler Derneği, yazara bir bisiklet hediye eder. Tolstoy, evladının yası ve 67 yaşı bir yana, kendini bu işe verir ve günlük işlerini bitirir bitirmez, köylülerin şaşkın bakışları altında her sabah evinin bahçesi boyunca bisiklet sürer…

Eh işte öğrenmenin yaşı yok biliyorsunuz, türünden basmakalıp girmeyelim bu sıra dışı hikayeye… hele bir de, 1895 yılının Rusya’sında, Avrupa değil bahsettiğimiz, bembeyaz, uzun sakalıyla Tolstoy’un iki teker üzerinde dengesini bulmaya çalışması, tek kelimeyle etkileyici… Bugüne uyarlamaya çalışıyorum zihnimde, biraz haksızca olacak tabii onca modernite algısı var arada ama olsun biz yine hayal edelim... Seksenlerine merdiven dayamış babalarımızın, dedelerimizin segway’in üstüne çıkması gibi göründü gözüme.., ve hatta daha zor dengeyi bulmak açısından.

Yaşına başına bakmadan giriştiği işi eleştirenlere karşı Tolstoy’un şöyle dediği rivayet olunur.

“Payıma düşen neşeyi, tasasızlığı yaşamanın hakkım olduğunu hissediyorum ve bir çocuk gibi kendinden memnun olmanın yanlış bir tarafı olamaz.”

Çocukluğumdan beri bisiklet sürmekten çok keyif aldığımdan, Tolstoy’un coşkusunu anlamak hiç te zor değil… Mümkün olan en yalın, az donanımlı halinizle, en yüksek seviyede rüzgarı, toprağı, kokuyu hissederek özgürce süzülüyorsunuz...

Yaşamboyu öğrenme ideali için yazarken, öğrenme yollarında rastladığım bu hikayeye kendimce bir not düşmek istedim.  “Bu yaştan sonra olur mu” demeden yeni öğrenmeler yoluyla insanın kendini bulmasına, fark etmesine ve hatta çocuk gibi mutlu olmasına engel yok demek ki…

Gelelim 2018’in bisiklet dünyasına… kimine göre özgürlük, kimine göre spor, eğlence, çevrecilik ile anılan bisiklet, modern çağın ilk hareketlilik aracı olarak 1817 yılında Karl Drais tarafından icadından bu yana 200 yaşını geride bıraktı ve biliyoruz ki modası hiç geçmedi.  Hatta kimilerine göre bisiklet bugün altın çağına hazırlanıyor... Fazla iddialı bulduysanız, bisiklet dünyasının kapısını biraz aralayıp, ülkemizde, dünyada olan bitenden hazırladığım "bisiklet sepeti" ne bir göz atın, varın öyle verin kararınızı.  Ne de olsa, merak duygusunu kaybetmeden, gözlerini, kulaklarını iyice açan, bilginin güç olduğunu farkedenleri, dünya da fark eder, farkedilmek isteriz değil mi… 


67 yaşındaki Tolstoy'un Bisikleti Öğrenme Günlerinden, 2018'de Paylaşımcı, Dönüşümlü Kullanılan Yeşil Bisiklet Dünyasına...

Dünya Bankası’nın tahminlerine göre şu an dünyada iki milyar adet bisiklet var. 2050 yılı itibariyle bu sayının beş milyara ulaşacağı düşünülüyor (2). Sayısal artış dikkat çekici ancak asıl dönüşüm yine teknoloji etkisi ile gelecek gibi. Görünen köy kılavuz istemez, 2050 yılında dijital teknolojinin yaygınlaşmasıyla daha fazla kullanıcı verisi, daha entegre bilgi sistemleri ile bisiklet kullanımının daha “akıllı” hale geleceği öngörülüyor. Daha akıllıdan kasıt, ulaşım ağlarına, akıllı şehir sistemlerine bisiklet kullanım verilerini entegre ederek, ulaşım, planlama uzmanlarının bu verileri kullanması, sürücülerin daha az trafikle, güvenli, ihtiyaçların kolay giderildiği yollarda seyretmesi hali… 

Teknoloji dokunuşuyla, 200 yaşındaki bisiklet medeniyetinde yeni sayfalar geliştirilmeye çalışılıyor. Tüm bunlar insanın hayalgücü, emeği, işbirliği ile gerçekleşebilecek idealler.  Bunun için de, birçok ülke bisiklet kullanımını daha güvenli, cazip bir ulaşım aracı haline getirmek, çevreci politikaları desteklemek için stratejik politika belgeleri, eylem planları hazırlıyor. Şehirde, kırsalda bisiklet kullanımı, elektrikli bisiklet kullanımı artsın isteniyor. Örnek mi istiyorsunuz, Almanya, 2020 Ulusal Bisiklet Planı (3) ile strateji, altyapı, güvenlik, iletişim, bisiklet turizmi, elektrik hareketlilik, diğer ulaşım seçenekleriyle bütünleşme, yol güvenliği eğitimi konusunda kurumlarının atacağı adımları, işbirliğini belirliyor.

Ülkemizde ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın belediyelerle işbirliğiyle yürüttüğü "Bisiklet Yolu Projesi"ni biliyoruz. Projede, Sakarya ve Konya pilot il seçilmiş ve trafikten kaynaklanan hava kirleticilerin azaltılması, bisikletin ulaşımda yaygınlaştırılması için yol haritaları kullanılarak, karbon yoğun ulaşımın azaltılması hedefleniyor.

Diğer taraftan, Uluslararası Bisiklet Birliği'nin (UCI-Union Cycliste Internationale) Herkes için Bisiklet Manifestosu (4)  da bisiklet kullanımının, dünyanın her yerinde, karşılaşılan hava kirliliğinin azaltılması, trafik sıkışıklığının engellenmesi ve halk sağlığının iyileştirilmesi gibi acil sorunlarla mücadelede yardımcı olabileceğini söylüyor.  Yine UCI’nin desteğiyle yapılan bir araştırmada, ulaşımda motorlu araçlardan bisiklete geçişin, 2050 yılına kadar 25 trilyon ABD Doları altyapı tasarrufu sağlayabileceği tespit edilmiş.

Bu satırları yazdığım Mayıs 2018 sıralarında, Frankfurt’ta Alman Mimari Müzesi'nde


“Ride A Bike Reclaim the City”  
sergisi (21 Nisan -2 Eylül 2018) ile 
“Bir Bisiklet Kullan, Şehrini geri iste, geliştir ve medenileştir, yeniden kullan” 

mesajı veriliyordu.  Serginin amacı daha çok insanı bisiklet kullanmaya ikna etmek için bisiklet trafiğinin, gerekli altyapının şehir planlaması ile en iyi nasıl birleştirilip bütünleştirileceğine dair dünyadan projeleri paylaşmak.  İnsanın yüzünü güldürüyor böyle projeler.. herşeye rağmen insanoğlundan ümidi kesmemek lazım.

Devletlerin, uluslararası kuruluşların politika ve öngörülerinden sonra direksiyonu/gidonu bisiklet sepetimizdeki diğer konulara çevirerek, bu harika icadı keşfetmeye devam edelim.

Bisikletini Tanı !

Bisikletin kendisiyle başlamak, onu her bir parçasıyla tanımak (5), yeri geldiğinde bakımını, tamirini üstlenmek yani dilinden anlamak iyi bir başlangıç olabilir.


-Güvenlik Olmazsa Olmaz-

Bisikletimizle yollara düşmeden önce en önemli konu güvenlik elbette.  Bisiklet sürüşü ile uyumlu yolların, geçiş noktalarının tasarlanması, bisiklet altyapılarının yol düzenlemelerine entegre edilmesi, trafik kurallarına, bisikletlilere saygı gösteren toplumla başlayan güvenlik konusu kask takmak, bisiklet sürerken işaretlerle haberleşmeyi bilmeye kadar gidiyor.   Kollarımızı kullanarak, "dönüş", "dur", "geçiş izni", "tehlikeli nesneden korunma", "yavaşla", yol çukuruna karşı uyarı işaretleri ile hem kendimizi hem de grup sürüşü yapıyorsak diğer bisikletlileri potansiyel tehlikelerden korumak mümkün. (6)

Bisiklet adabı, saygı demişken, sözümüzü balla kesip, iki bisikletlinin karşılaşması halinde nezaket icabı yapacağı, gülümseten bir selamlaşma örneği size.

“Mesela bisikletinize binmiş gidiyorsunuz. Karşıdan tanımadığınız birisi de aracı ile geliyor. Bir boru sesi ya da çıngırağın uzun bir ahengi ile onu selamlamak mecburiyetini hissedersiniz. Bazen selam ile kalmayıp çark ederek ya da manevra yaparak, beraberce yola devam edersiniz. Bu suretle sohbet edip ahbap olursunuz. Yahut her ikiniz de inerek ‘nereden teşrif?’, ‘Siz ne cihete yahu?’ gibi kelimelerle konuştuktan sonra, makinelerinize binersiniz.” 

Alıntı çok özel bir kitaptan, 1900 yılında Türkiye'de bisikletle ilgili yayınlanan ilk kitap olan Ahmed Tevfik’in “Velosiped ile Bir Cevelan (Gezinti)” adlı eserinden (7). Kitap, İstanbul ile Bursa arasındaki bisiklet gezisini anlatan bir seyahatnamedir ve Osmanlı döneminde bisikletli iki gezginin yolculuğunu, gözlemlerini aktarır.

Okuduğunuz diyalogda insanı gülümseten, içini ısıtan, kullanılan kelimeler, üslup mu yoksa artık uzak bir geçmişte kalmış gibi gelen ancak yavaş bir ritimde tecrübe edilebilecek insanların birbirine kulak vermesi mi karar veremedim. Ama bisikletin bu tür bir insani sıcaklığı, dostluğu desteklediğine eminim.

Pedalla Karbon Ayakizin Düşsün ya da -İklim Değişmesin Sen Değiş -

Güvenli, medeni şartlarda bisikletini kullanmasını dilediğimiz bisikletseverler sadece sevdiği bir sporu yapmakla kalmıyor, ulaşım için bisikleti, motorlu taşıtlara tercih ederek, aynı zamanda hava kirliliğinin, çevreci diliyle karbon ayak izinin azalmasına da yardımcı oluyor. Sırf bu sebepten bile hepimizin bu insanlara saygı borcu var. Bu arada meraklısına ya da duymayanlar için karbon ayakizi, bir kişi ya da kurumun, her türlü yaşamsal profesyonel faaliyetini sürdürürken ürettiği karbondiosit (CO2) miktarına dair yapılan bir ölçüm anlamına geliyor. Karbon ayak izinizi büyük ölçüde elektrik, petrol, doğal gaz kullanımınız, otomobil, uçak yolculuklarınız belirliyor. Ulaşımda motorlu taşıtlar yerine bisiklet kullanarak fosil yakıt tüketmediğiniz için karbon salınımını, ayakizini düşüren çevre dostu bir seçim yapmış oluyorsunuz.

Ancak, şehirde ya da kırsalda ulaşım amaçlı bisiklet sürüşü fiziki dayanıklık bakımından herkesin harcı olmayabilir. Bu noktada "elektrikli bisiklet" ile teknoloji yardıma yetişiyor. Son yıllarda bisikletin en önemli gelişmelerinden sayılan elektrikli bisikletlerle şehirde pedal çevirmeden gidebilmek mümkün ya da dağ bisikletinde pedal çevirirken destek alabiliyorsunuz. Zorlu yokuşlar, dizinde sıkıntısı olanlar için büyük rahatlık. Dilerseniz bisikletinizi elektrikli bisiklete çevirmeniz de mümkün. Elektrikli bisikletin bisikleti daha çok insanla buluşturması bekleniyor.

Şehirdeki bisiklet turumuzu biraz da pistlere yani pist bisikleti yarışlarının yapıldığı "veledrom"lara ya da dünyaca ünlü "Tur"'lara çevirelim. Pist yarışları demişken, hayatımda ilk defa bir bisiklet yarış pistini 1985 yılında Konya'da görmüştüm. Modern, sportif bir estetiği, profesyonel bir havası vardı Konya'da gördüğüm pistin. Başkent Ankara'da görmediğim tesisi Konya'da görmek çocuk aklımla beni şaşırtmıştı. Ancak şehrin genelinde gördüğüm bisiklet kullanımından, Konya'nın bisiklet için özel bir şehir olduğunu yavaş yavaş farkettim. Konya'nın "Türkiye'nin Bisiklet Başkenti" sayıldığını ise sonradan öğrenecektim.

1985 yazında Konya'da geçirdiğim 3 ay kendi bisiklet tarihim açısından da özel bir dönem olmuştu. 18, 11 ve 9 yaşında üç kardeş, o yaz bir "Pinokyo"'yu dönüşümlü ya da aynı anda, bir de tıp fakültesi kazanma hediyesi olarak yeni alınmış metalik gri "Bisan" yarış bisikletini dönüşümlü (küçükler olarak sıra geldiğinde ancak ayakta kullanabiliyorduk) ya da üçümüz birlikte sürmenin keyfini çıkarıyorduk.

Konya'ya geri dönersek, Konya Bisiklet Sporunu Kalkındırma Derneği’ne göre Konya’da bisiklet sporunun 1920’lerde başladığı ve 1923’den itibaren de bisiklet yarışlarının yapıldığı belirtiliyor. Ülkemizdeki İlk veledrom 1949’da Konya’da yapılmış. Velodrom oval biçimde, dış kenarı yüksek olacak biçimde içe doğru (12-55 derece) eğimli yapıdadır. Köşeleri hızla dönen yarışçılar bu eğim sayesinde savrulmaktan kurtulurlar. Açık pistler beton ya da asfalt, kapalı pistler ise genellikle ahşap yüzeylidir.(8) Bugün Türkiye'de bisikletseverler açık, kapalı pist/veledromun her türlüsüne hasret, umarız kısa zamanda özellikle sporcular bu tesislere kavuşur.

Güzel gelişmeler de var bu arada. Türkiye'de bisiklet kullanımının yaygınlaştırılması için hedeflenen Kopenhag sistemi kapsamında pilot il seçilen Konya'da, daha önce bisiklet yolu için belirlenen 2023 hedefinin şimdiden aşıldığını öğreniyoruz. Yaklaşık 500 kilometre bisiklet yolu olan kentte, 2023 için yeni hedef "1000 kilometre bisiklet yolu". Konya Büyükşehir Belediyesi ayrıca Kopenhag gibi bisiklet parkları, bisiklet sinyalizasyonu, bisiklet yolları ve bisiklet kullanma kültürünü geliştirmeye çalıştıklarını belirtiyor. (9)

Bu arada yarışlarla ilgili son olarak, Uluslararası Bisiklet Birliği'nin kabul ettiği sekiz bisiklet disiplinini de anmadan geçmeyelim, belki birgün lazım olur… Yol (road), pist (track), dağ bisikleti (mountain bike), BMX (BMX), para-bisiklet (para-cycling), cyclo-cross (cyclo-cross), trials (trials) ve iç mekan bisikleti (indoor cycling).

Gelelim Tur'lara...Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu'na, Fransa, İtalya, İspanya , Avustralya Turlarına... Türkiye Bisiklet Federasyonu'nun düzenlediği, 1963 yılında “Marmara Turu” adıyla başlayan ve 1966'dan beri de Cumhurbaşkanlığı himayesinde, uluslararası nitelikte, dünyanın tek kıtalararası bisiklet turu organizasyonu olan Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu'na... 54'üncüsü, 9-14 Ekim 2018 tarihlerinde gerçekleştirilecek Tur'da, 2017'de mücadele eden 13 takımdan 104 bisikletçi, 1025 kilometre boyunca pedal çevirmiş.  2017 yılı  önemli çünkü Uluslararası Bisiklet Federasyonu-UCI, Tur'u  "World Tour"- Dünya Turu kategorisine yükseltmiş, gelinebilecek en ileri aşamayı temsil ediyor sporcular için.  Bu kategoride bir yarışa, sadece Dünya Takımları (Dünyada 18 takım var bu nitelikte) ve Profesyonel Kıta Takımları katılabiliyor (27 takım). Ülkemizde bu düzeylerde takım bulunmadığından Milli Takım ile temsil ediliyoruz. 

Dünyanın en itibarlı ve zor bisiklet yarışı kabul edilen "Tour de France", Fransa Turu'ndan bahsetmeden bisiklet sepeti eksik kalır.  Uluslararası planda, 1903'ten beri Fransa'da yapılan Tour de France en prestijli ve en zor bisiklet yarışı olarak kabul ediliyor. Diğer önemli yarışlar arasında İtalya Turu, Giro d’Italia ve İspanya Turu Vuelta a España sayılabilir.

Görünüşte kategoriler, sporcuların kalitesi, medyanın takibi aynı olsa da, Tour de France'ın yeri ayrı sayılıyor.  Tura özgü bazı ayrıntılar şöyle... Zamana karşı yarışlar ve zorlu yokuşları, dağ etapları ile sporcular için atletik dayanıklılık, güç testi anlamında... Sporcular davet üzerine yarışa katılabiliyor ve kazanan sarı mayo giyiyor.  Her yıl Temmuz ayı boyunca 3 hafta süren Tur, Paris'te meşhur Champs-Elise caddesinde sona eriyor. Dünyada bisikletseverlerin yakın takibinin yanısıra, Tur, kültürel olarak ta Fransızlar için çok önemli. Tur, yol boyunca yarışları izleyen kalabalıklar, televizyondan takiplerle başlıbaşına heyecanlı bir Temmuz yaşatıyor izleyicisine.  Herşey iyi güzel de, Tour de France dahil, tüm Tur'larda kadın sporcuların katılımı hep bir mesele olmuş. Karmaşık ta bir geçmişi var.  1903'ten beri yapılan Tur'da 2006'dan beri "La Course" adıyla Fransa Tur'una katılmışlar nihayet.  Bir de 2018 için UCI Kadın Dünya Tur'una 3 yeni rota ekleyerek 23 yarış düzenleyeceğini duyurdu.(10) Bisiklet gibi özgürleştirici bir aracın kadın hareketinin öncü isimlerinden Fransız yazar Simone de Beauvoir'ın deyimiyle "ikinci cins"i dikkate alması bir hayli zaman almış. 

67 yaşındaki Lev Tolstoy'un bisiklet sürmeyi öğrenmesinden esinlenerek 2 yıl önce yazdığım Tolstoy'un Bisikleti yazımı günümüz bisiklet dünyası gelişmeleri ile güncellerken başlığı Tolstoy'un Bisikleti 2.0 yapmak istedim. Bisiklete ruh veren yine selesinde oturan insan. O nedenle bisiklette bugünü yakalamaya çalışırken, medyaya yansıyan 3 bisikletlinin haberi ile bu bisiklet turumuzu tamamlayalım istedim. 3 haber de, 3 genç insanın bisiklet üzerinde, 

"umut",
"özlem"
"başarı" 

yolunu anlatıyor.

20 Mart 2018 tarihli habere göre, Konya'nın Akşehir ilçesine ailesiyle birlikte mevsimlik tarım işçisi olarak gelen ve ortadan kaybolan 14 yaşındaki çocuk H.Ç., 5 saat süren çalışmanın ardından Jandarma tarafından ilçeden 29 kilometre uzaklıkta bisikletiyle Şanlıurfa'ya giderken bulundu...  H.Ç. babası İsmail Ç.'ye teslim edilirken, çocuğun neden kaçtığı konusunda bir açıklama yapılmadı. (11)

Çin Yeni Yılında Çin'in Heilongjiang bölgesi Qiqihar şehrindeki evinde olmak için bisikleti ile Rizhao'dan 1700 km'lik mesafe için yola çıkan genç göçmen işçinin 30 gün sonra 500 km yol kattetikten sonra, otobanda kural ihlali yaptığı için polis tarafından durdurulunca harita okuyamadığı için yanlış yöne gittiği anlaşıldı. Çevrekilerin de katkısı ile evine gitmesi için tren bileti alındı. (12)

13 yaşında Konya Çatalhöyük Çumra Belediyespor'da bisiklet sporuna adım atan, yıllar sonra Türk bisikletinin "Altın Çocuğu" olarak anılan Ahmet Örken'in çalışma azmi, yeteneği, bisiklete dört elle sarılması ile gelen Türkiye, Balkan, Avrupa Şampiyonlukları ve nihayet Brezilya'nın başkenti Rio'da 5-21 Ağustos 2016'da yapılan Olimpiyat oyunlarında bisiklet branşında Türkiye'yi temsile giden yolu.... (13)

Bir bisikletin yapabileceği çok şey vardır.., çevre, sağlık bakış açısıyla olsun ve de toplumsal etkisi ile 
Bisikletin Dünyayı kurtarma gücü var. 

Ted King 
(Profesyonel Bisiklet Yarışçısı)


1.kaynak stylist.co.uk, http://sabitfikir.com/haber/edebiyat-tarihinin-en-iyi-100-giris-cumlesi
2.https://blogs.worldbank.org/publicsphere/we-people-global-bicycle-momentum
3.https://nationaler-radverkehrsplan.de/en/federal-initiatives/national-cycling-plan-nvp-2020
4.http://bisikletakademisi.net/uci-herkes-icin-bisiklet-manifestosu/
5.http://bisikletimvben.com/bisiklet-tuyolari
6.http://www.dagbisikletiturkiye.com/2016/05/13/bisiklet-surerken-isaretlerle-haberlesmek/
7.Akçura, G. (2003). Evvel Zaman İçinde Bisiklet, İstanbul: Om Yayınları.
8.https://bisiklopedi.com/madde/veledrom
9.http://www.milliyet.com.tr/turkiye-nin-bisiklet-sehri-kopenhag-konya-yerelhaber-2381981/
10.https://www.bicycling.com/racing/a20047318/womens-worldtour-2018-3-new-races/
11.http://m.habergazetesi.com.tr/haber/5137229/kayip-cocuk-bisikletiyle-aksehirden-sanliurfaya-giderken-bulundu
12.http://www.bbc.com/news/world-asia-china-38748373
13.http://www.fanatik.com.tr/2017/10/14/turk-bisiklet-tarihini-bastan-yazan-adam-ahmet-orken-1324558


0 yorum :

Yorum Gönder

Hakkımda

Fotoğrafım

    Ekranın diğer tarafında öğrenme konusunda karınca kararınca bilgi görgü, heyecanını paylaşma çabasındaki bendeniz, meslekten hukukçu, kamuda bolca uluslararası hukuk, finans alanında çalışan 13 yaşında kızı olan bir anneyim.

    Öğrenmek benim için hayatımı zenginleştirme, yeri geldiğinde eğlence, zihinsel dirilik, yeni bir bakış açısı ile kendini, başkalarını keşfetme yolu... Bilgi, beceri edinmenin ötesinde, içimizdeki işlenmemiş yaratıcı gücü ortaya çıkaran, kendine, hayatına karşı sorumluluk duygusu, kişisel amaçları gerçekleştirme gücü veren ve insanlar arası köprüler kuran bir araç.

    Bu yolda neler yaptığımı merak edeniniz varsa, yaşım, eğitimim ve mesleğim gereği geçirdiğim öğrenme yolları yanında ilgi alanım, beğenilerim gereği spor, müzik, sanatsal naçizane çeşitli amatör çabalarım oldu tabii, bütün bu deneyimlerimde çoğunlukla sonuçlara değil çabama değer verdim... son 3-5 senedir Fransızca, yoga ve kod yazma alanında öğrenme’lerime devam ediyorum... Amacım, kişisel ve toplumsal olarak öğrenme yoluyla kendimizden daha memnun hale gelebilir miyizin peşine düşmek...